Zihninizin bu iki işlevini yakından tanımanın en iyi yolu onu bir bahçe olarak düşünmenizdir. Siz bu bahçenin bahçıvanısınız ve alışkın olduğunuz kalıpları temel alarak gün boyunca bilinçaltınıza tohumlar (düşünceler) ekiyorsunuz. Bilinçaltına ektiğiniz ekinleri bedeninizde ya da çevrenizde biçeceksiniz. O halde hemen huzur, mutluluk, doğru karar, iyilik ve bolluk hakkında düşünmeye başlayın. Sessiz ve sakin bir halde düşünün; bu kavramlar üzerindeki ilginizi daha da yoğunlaştırın ve bilinçli zihninizle akıl yürüterek bunları tam anlamıyla içeri kabul edin. Bu harikulade tohumları ekmeye devam edin, topladığınız hasat inanamayacağınız kadar güzel olacaktır.

Bilinçaltınız iyi ya da kötü, her türlü tohumu yeşerten bir tür toprağa benzetilebilir. Üzüm de toplayabilirsiniz, diken de. İşte bu nedenle her düşünce, her neden ve her koşul bir sonuçtur. Bunları göz önüne alarak, yalnızca olmasını istediğiniz koşulları getirecek düşüncelere yönelin. Zihninizin düşünmesi gerektiği gibi düşündüğünüzde, gerçeği anladığınızda, bilinçaltına depolanan bu düşünceler yapıcı, barışçı ve huzurlu olduğunda, bilinçaltınızın sihirli gücü size karşılık verecek ve huzur dolu koşullar, seveceğiniz bir çevre, kısacası her şeyin en iyisini sizin önünüze serecektir.

Düşünce sürecinizi kontrol altına almaya başladığınız zaman, bilinçaltınızın güçlerini her türlü zorluk ya da sorun karşısında kullanabilirsiniz. Bir başka deyişle, her şeyi idare eden bu sınırsız güç ve her şeye gücü yeten yasayla bilinçli bir işbirliğine girmiş olursunuz. Yaşadığınız çevreye bir bakın; insanların çoğunun, sadece kendilerinin dışındaki dünyaya bakarak yaşadıklarını göreceksiniz; aydınlanmış bir insan kendi içindeki dünyayla daha yakından ilgilenir. Şunu unutmayın: Sizin dışınızda kalan dünyayı biçimlendiren kendi içinizdeki dünya, yani düşünceleriniz, duygularınız ve imgelerinizdir. Bu nedenle bunlar aslında sizin yaratıcı gücünüzdür ve kendi ifade dünyanızda bulduğunuz her şey, bilinçli ya da bilinçsiz olarak, zihninizin iç dünyası tarafından yaratılmaktadır.

Bilinç ve bilinçaltının karşılıklı etkileşimi hakkında edineceğiniz bilgi, tüm yaşamınızı yeniden biçimlendirebilmenizi sağlayacaktır. Dış koşulları değiştirebilmek için sebebi değiştirmeniz gerekir. İnsanların çoğu, koşullan ve durumları, o koşul ve durumların içinde çalışarak değiştirmeye çalışır. Uyumsuzluğu, karışıklığı, eksikliği ve kısıtlanmaları ortadan kaldırmak için sebebi ortadan kaldırmanız gerekir ve sebep, sizin bilinçaltınızı kullanma tarzınızdır. Bir başka deyişle, zihninizdeki düşünme ve resimleme tarzıdır. Sınırsız zenginlikleri olan engin bir denizde yaşıyorsunuz. Bilinçaltınız düşüncelerinize karşı çok duyarlıdır. Ve bilinçaltı kalıplarının oluşmasında düşüncelerinizin belirleyici rolü vardır.

Zihin yasalarının uygulanmasıyla, yoksulluğun yerini zenginliğin, batıl inancın ve cehaletin yerini bilgeliğin, acının yerini huzurun, hüznün yerini neşenin, uyumsuzluğun yerini uyumun, korkunun yerini inanç ve güvenin, başarısızlığın yerini başarının ve özgürlüğün aldığını göreceksiniz. Zihinsel, duygusal ve maddesel bir açıdan baktığınızda bunlardan daha güzel bir lütuf olamayacağı muhakkaktır. Büyük bilim insanlarının, sanatçıların, şairlerin, yazarların ve mucitlerin çoğu bilinç ve bilinçaltının nasıl çalıştığını çok iyi anlayabilmiş insanlardır.

Bir keresinde büyük opera tenoru Caruso sahne korkusunun acısını tatmış. Söylediğine göre duyduğu yoğun korku nedeniyle boğaz kasları kasılmış ve çektiği ağrı yüzünden hiçbir şey söyleyemez olmuş. Sıkıntıdan ter içinde kalmış. Sahneye bu durumda çıkacak olmak onu çok utandırıyormuş; korku ve dehşetten eli ayağı titriyormuş. "Herkes bana gülecek. Şarkı söyleyemeyeceğim" diyormuş. Birden sahne arkasındakilerin duyabileceği biçimde şu sözleri haykırmış: "Küçük Ben, içimdeki Büyük Ben'i boğmak istiyor. Küçük Ben'e şöyle demiş: "Çık git buradan, Büyük Ben bana şarkı söyletmek istiyor." Büyük Ben'le demek istediği bilinçaltının sınırsız gücü ve sağduyusuydu. Sonra şöyle bağırmış: "Çık dışarı, çık dışarı, Büyük Ben şarkı söyleyecek!" Bilinçaltı buna karşılık vermiş ve içindeki o hayati gücü salıvermiş. Sahneye çıkmak üzere adı okunduğunda güvenle yürümüş ve bütün dinleyicileri büyüleyen o güzel sesiyle muhteşem bir konser vermiş.

Caruso'nun bu iki zihin düzeyinin ne olduğunu anlamış olduğu açıktır; bunlardan biri bilinç ya da rasyonel, diğeri de bilinçaltı ya da irrasyonel düzeydir. Bilinçaltınız tepkiseldir ve düşüncelerinizin yapısına karşılık verir. Bilinciniz (Küçük Ben) korku, tasa ve kaygılarla doluysa bu olumsuz duygular bilinçaltınıza (Büyük Ben) da bulaşır ve bilinci panik, uğursuzluk önsezileri ve kederle doldurur. Caruso örneğinde olduğu gibi sizin de başınıza böyle bir şey geldiğinde ciddi ve otoriter tavırla bilin-çaltınıza yayılan irrasyonel duyguları olumlu talimatlar vererek kovabilirsiniz: Örneğin; "Sakin ol, rahatla, her şey benim kontrolümde, bana uymak zorundasın, sen benim emirlerime tabisin, ait olmadığın bir yere giremezsin. Derinlerde yatan benliğinizin irrasyonel hareketine karşı otoriter bir tavırla ve inançla konuştuğunuzda bilinçaltınızın zihne nasıl bir sükunet, uyum ve huzur verdiğini gözlemlemek çok büyüleyici ve ilginç bir deneyim olacaktır.

Önceki
Önceki Konu:
İnsan İlişkileri
Sonraki
Sonraki Konu:
Korku

Yapılan Yorumlar

Henüz kimse yorum yapmamış.

Bu sayfada yer alan bilgilerle ilgili sorularınızı sorabilir, eleştiri ve önerilerde bulunabilirsiniz. Yeni bilgiler ekleyerek sayfanın gelişmesine katkıda bulunabilirsiniz.

Yorum Yapın

Adınız:
Mesajınız:
 
© 2015 Bilgiler
Coğrafya