Zeka nedir... Zekanın çok kısa tarihi... Zekayla ilgili eski ve yeni anlayışlar... Çoklu zeka teorisinin ilkeleri... Sözel-dilsel zeka, matematiksel-mantıksal zeka, görsel-mekânsal zeka, kinestetik-bedensel zeka, kişilerarası-sosyal zeka, kişisel-içsel zeka, müziksel-ritmik zeka...

Zeka; bireyin belli bir kültür içinde yaşantısını sürdürüp uyum sağlaması için gerekli olan yeteneklerin bir örüntüsüdür. Zeka; diğer şeyler arasında. Akıl yürütme (mantıklı düşünme yeteneği), plan yapma, problem çözme, soyut düşünme, karmaşık fikirleri kavrama, çabuk öğrenme ve deneyimlerden sonuç çıkarma yeteneklerini içeren genel bir zihin kapasitesidir. Bu yetenek, sadece kitaptan öğrenme, dar anlamda akademik bir beceri veya testten alınan yüksek puan anlamında değildir. Daha çok çevremizdekileri anlama, varlıkları izleme, anlamlandırma veya ne yapacağımızı aklımızda biçimlendirme yetenekleri ile ilgili geniş ve derin bir kapasiteyi yansıtır.

Zekanın iki yönü vardır: Soyut, potansiyel enerji olarak var olan, ölçülemeyen yönü ve bu enerjinin davranışa dönüşümü olan, ölçülebilen ve gözlenebilen yönü. Zeka dolaysız olarak gözlenemez, ancak bazı açık davranışlardan hareketle hakkında fikir sahibi olunur.

Araştırmacılar zekanın doğasını anlamak için çalışmalar yapmaktadırlar. En çok sorulan sorulardan biri zekanın tek bir faktörden mi yoksa birkaç bileşenin bir araya gelmesiyle mi oluştuğudur. Zeka üzerine çalışan ilk psikologlar, (20. yy'ın başında) zekanın faktörü (genel bilişsel yetenek) olarak adlandırılan genel bir zihinsel faktörden oluştuğunu varsayıyorlardı. Bu faktörün (g-faktörü), zekanın her bir yöndeki performansını etkilediğini varsayarak, zeka testinin bu faktörünü ölçmeye yönelik olduğunu kabul ediyorlardı. Daha sonraki araştırmacılar akıcı zeka ve kristalize zeka olmak üzere zekanın iki çeşidi olduğunu öne sürdüler. Akıcı zeka, yeni problemleri ve yeni durumları başarıyla ele alabilme yeteneğini, kristalize zeka ise bilginin saklanması, beceriler, akıcı zekanın kullanılması ve deneyimlerden elde edilen stratejileri kapsamaktadır.

Araştırmacılar akıcı zekanın yaşla birlikte düştüğü, kristalize zekanın ise yükselmeye devam edebildiği konusunda hem fikirdirler. Diğer bir kısım

bilim adamları ise zekanın daha çok bölümlerden oluştuğunu ileri sürmüşlerdir. Hovvard Gardner belirli alanlarda olağandışı başarılar sergileyen insanların yeteneklerini inceleyerek yedi değişik zeka alanı olduğunu savunmuştur. Bu zeka alanlarının her biri diğerinden bağımsız olduğu halde, herhangi bir aktivite bu zeka alanlarından birkaçının aynı anda aktif hale geçirilmesiyle oluşmaktadır.

Şimdi de zekayla ilgili eski ve yeni anlayışları görelim:

Zekaya ilişkin Eski Anlayış

* Zeka doğuştan kazanılır, sabittir ve bu nedenle de asla değiştirilemez.

* Zeka, niceliksel olarak ölçülebilir ve tek bir sayıya indirgenebilir.

* Zeka, tekildir.

* Zeka, gerçek hayattan soyutlanarak (yani, belli zeka testleri ile) ölçülür.

* Zeka, öğrencileri belli seviyelere göre sınıflandırmak ve onların gelecekteki başarılarını tahmin etmek için kullanılır.

Zekaya İlişkin Yeni Anlayış

* Bireyin kalıtım yoluyla getirdiği zeka kapasitesi iyileştirilebilir, geliştirilebilir, değiştirilebilir.

* Zeka, herhangi bir performansta, üründe veya problem çözme sürecinde sergilendiğinden sayısal olarak hesaplanamaz.

* Zeka, çoğuldur ve çeşitli yollarla sergilenebilir.

* Zeka, gerçek hayat durumlarından veya koşullarından soyutlanamaz.

* Zeka, öğrencilerin sahip oldukları gizil yetenekleri veya doğal potansiyelleri anlamak ve başarıyı arttırabilecek farklı yolları keşfetmek için kullanılır.

Çoklu Zeka Teorisinin İlkeleri

* İnsanlar çok farklı zeka türlerine sahiptirler.

* Her insan aktif olarak kullandığı zeka türleri ile özel bir karışıma

sahiptir. Her insanın kendine özgü bir zeka profili vardır.
* Zeka türlerinin her biri insanda farklı bir gelişim sürecine sahiptir.

* Bütün zekalar dinamiktir.

* İnsandaki zekalar tanımlanabilir ve geliştirilebilir.

* Her insan kendi zekasını geliştirmek ve tanımak fırsatına sahiptir.

* Her bir zekanın gelişimi kendi içinde değerlendirilmelidir.

* Her bir zeka hafıza, dikkat, algı ve problem çözme açısından faklı bir sisteme sahiptir.

* Bir zekanın kullanımı esnasında diğer zekalardan da faydalanılabilir.

* Kişisel altyapı, kültür, kalıtım, inançlar zeka türlerinin gelişimi üzerinde etkiye sahiptir.

* Bütün zekalar, insanın kendini gerçekleştirmesi yolunda farklı ve özel kaynaklardır.

* İnsan gelişimini değerlendiren tüm bilimsel teoriler çoklu zeka teorisini desteklemektedir.

* Şu anda bilinen zeka türlerinden daha farklı zekalar da olabilir.

Yaşamda hiçbir faaliyet yoktur ki tek bir zeka bölümü içersin. Yaptığımız çok basit işlerde bile farklı zeka bölümlerini kullanırız.

Bir futbolcu oyun esnasında hem görsel-mekânsal hem de kinestetik-bedensel zekasını etkili bir biçimde kullanır. Bu zekalara ek olarak sosyal zekayı da güçlü olarak kullandığında başarılı bir teknik direktör olabilir.

Başarılı bir saz üstadının iyi bir vücut-el kombinasyonuna ihtiyacı vardır. Kinestetik ve müziksel zekayı aynı anda kullanmalıdır. Eğer bu sanatçı dinleyicilerle arasında güçlü sözel bir bağ kurabiliyorsa, müzik yorumcusu olarak verdiği konserlerde de adını duyurabilir.

Neşet Ertaş, müziksel ve bedensel zekayı etkin bir biçimde kullanan bir müzisyendir. Kalabalık, abartılı ortamlarda bulunmak yerine, genellikle daha mütevazı bir yaşam sürdürmeyi tercih etmektedir. Bu durum, onun sosyal zekadan çok kişisel zekayı daha etkin olarak kullandığını gösterir.

Sözel zekası güçlü bir insan, bedensel ve sosyal zekasını da etkili bir biçimde kullanırsa başarılı bir gösteri sanatçısı olabilir. Diğer yandan sözel zekasını ve kişisel zekasını etkili bir şekilde kullanan bir başka insan da başarılı bir yazar olabilir.

Yaşam matematiksel ve sözel etkinliklerle sınırlandırılmayacak kadar renkli ve zengindir. Unutulmaması gereken çok önemli bir nokta vardır ki başarı, kesinlikle tek bir zeka bölümü ile belirlenmemektedir. Çoklu zeka teorisinin en önemli ilkelerinden biri, zeka türlerinin sürekli bir gelişim dinamizmine sahip olduğudur.

Hiçbir insan "Benim sözel zekam daha yüksek, diğerleri değil" gibi ifadelerle kendine sınırlar koymamalıdır. Her çeşit zekanın yaşam boyu gelişme fırsatı vardır. İnsanlar, güçlü olan zeka bölümlerini daha yoğun kullanırlar, fakat diğer zekalarının gelişimi için de çaba harcadıklarında yaşamlarına renklilikler katabilirler.

Sözel-Dilsel Zeka: Dili etkili bir biçimde kullanma, kelimelerle ve seslerle düşünme, dildeki karmaşık anlamları kavrayabilme, insanları ikna edebilme, dildeki farklı yapıları ayırt edebilme, yeni yapılar oluşturabilme, farklı dilsel kalıplarla ilgilenme becerisidir. Sözel-dilsel zekaya sahip olan insanlar; farklı kelimeleri, sesleri, ritimleri dinler ve tepkide bulunurlar. Diğer insanların ses ve üsluplarını taklit edebilirler. Dinleyerek, okuyarak, yazarak ve konuşarak öğrenirler. Cümleleri dinler, yorumlar, farklı bir tarzda ifade eder ve söylediklerini hatırlarlar. Okuduklarını anlar, özetler ve kolaylıkla hafızalarında tutarlar. Konuşmalarıyla dinleyicileri etkilerler. Dilbilgisi kurallarını etkili bir biçimde kullanarak yazarlar. Kelime dağarcıkları zengindir. Etkili dinleme ve farklı dilleri öğrenme becerisine sahiptirler. Sözel-dilsel zeka becerileri; etkili okuma, kendini ifade edebilme, etkin dinleme, etkili konuşma ve yazma becerisini içerir.

Öğrenme yolu: Kelimelerle oynayarak, yazarak, okuyarak, konuşarak, mizahı kullanarak, ikna ederek öğrenme.

Çalışma alanları: Edebiyat, dilbilim, hukuk, siyaset, arşivcilik gibi alanlarda başarıyla çalışırlar.

Matematiksel-Mantıksal Zeka: Sayılarla çalışma, muhakeme etme, tümevarım ve tümdengelim teknikleri ile düşünebilme, soyut ve sembolik problemleri çözebilme, kavramlar, düşünceler ve fikirler arası karmaşık ilişkileri algılayabilirle becerisidir. Matematik-sel-mantıksal zekaya sahip olan insanlar; neden-sonuç ilişkilerini çok iyi kurarlar. Somut cisimleri soyut sembolik ifadelere dönüştürebilirler. Hipotezler kurar ve sınarlar. Bulmaca ve zeka oyunlarını severler. Miktar tahminlerinde isabetlidirler. Grafik ya da şekiller halinde verilen bilgileri yorumlar, bilgisayar programları hazırlarlar. Matematiksel-mantıksal zeka becerileri; sınıflandırma yapabilme, tahminde bulunabilme, sıralama yapabilme, hipotezler oluşturabilme ve sınayabilme, neden-sonuç ilişkileri oluştu» bilme, muhakeme yapabilme, eleştirel düşünme, analiz-şerit yapabilme becerilerini içerir.

Bu zekaya sahip kişiler, nesnelerin nasıl çalıştığına dair sorular sorarlar. Hızlı bir şekilde zihinden aritmetik hesapları yapar, matematik aktiviteleri, strateji oyunlarını, mantık bulmacalarını severler. Yüksek düşünme tekniklerini kullanır. Deney yapma, sınam sorgulama ve araştırmalardan zevk alırlar. Öğrenmede daha ç keşif, düşünme, tümevarım ve problem çözme tekniklerinden yararlanırlar.

Öğrenme yolu: Akıl yürüterek, soyut modeller tasarlayarak, sayılarla düşünerek, ilişkileri ve bağlantıları kurgulayarak öğrenme

Çalışma alanları: Ekonomi, muhasebe, satın alma, matematik, mühendislik ve fen bilimleri, istatistik ve bilgisayar alanlarında başarıyla çalışabilirler.

Görsel-Mekânsal Zeka: Resimlerle, şekillerle düşünebilme, görsel dünyayı algılayabilirle, şekil, renk ve dokuları zihnin gözleriyle görebilme ve bunları sanatsal formlara dönüştürebilme yeteneğidir. Psiko-motor becerilerin gelişmesiyle başlar, el-vücut-beyin koordinasyonunun gelişimi küçük kas gelişiminin çalışmalarıyla geliştirilebilir. Görsel ve mekânsal zekaya sahip olan insanlar; görerek; ve gözleyerek öğrenirler. Kolaylıkla yön bulma becerisine sahiptirler. Grafik, harita, şekil ve modelleri yorumlayabilirler. Dinlediklerinden zihinsel objeler, hayaller, resimler üretir; bilgileri hatırlamada bu zihinsel resimleri kullanırlar. Çizmek, resim yapmak, boyamak ve modeller oluşturmaktan zevk alırlar. Üç boyutlu ürünler; origami ve maketler hazırlarlar. Bir objenin farklı açılardan perspektifini anlayabilir, onu zihinlerinde canlandırabilirler. Bilgileri somut ve görsel sunuşlara dönüştürebilme becerisine sahiptirler.

Öğrenme yolu: İmgeleri düzenleyerek, zihinsel resimler oluşturarak, çizerek, desen oluşturarak, hayal ederek öğrenme.

Çalışma alanları: Resim, fotoğraf, kameramanlık, mimarî, heykelcilik tasarımdık, dekoratörlük, rehberlik gibi meslek alanlarında başarıyla çalışabilirler.

Kinestetik-Bedensel Zeka: Aklı ve vücudu fiziksel performansla birleştirerek belli bir amaca yönelik faaliyetleri sergileyebilirle yeteneğidir. Kinestetik-bedensel zekaya sahip olan insanlar zihin ve beden koordinasyonlarını etkili bir biçimde kullanırlar. Fiziksel işlerde, görevlerde denge, zarafet, maharet ve dakiklik gösterirler. Çevreyi, nesneleri, eşyaları dokunarak ve hareket ederek incelerler. Fiziksel beceri isteyen alanlarda (dans, spor gibi) yenilikler keşfeder ve farklılık yaratırlar. Rol yapma, atletizm, dans, dikiş-nakış gibi alanlarda yetenekleri vardır. Aktif katılımla daha iyi öğrenirler. Söylenenden daha çok yapılanı hatırlarlar. Organizasyon yapma özellikleri gelişmiştir. Bulundukları çevreye ve onu kapsayan sistemlere karşı duyarlıdırlar ve sorumlu davranırlar. Öğrenme yolu: Zihinle bedeni birleştirerek, mimiklerle, vücudu geliştirerek, dokunarak, dans ederek, üç boyutlu tasarımlar oluşturarak öğrenme.

Çalışma alanları: Spor, dans, heykelcilik, koreografı, oyunculuk, pantomimdik, cerrahlık gibi alanlarda başarıyla çalışabilirler.

Kişilerarası-Sosyal Zeka: insanlarla birlikte çalışabilme, sözel ve bedensel zeka dilini etkili bir biçimde kullanarak çok farklı karakterlere sahip insanlarla kolaylıkla iletişim kurabilme, insanları yönetebilme, ikna edebilme ve onlarla uyumlu bir şekilde çalışabilme becerisidir. Sosyal zekaya sahip insanlar; yaşıtları ile ya da farklı yaş grupları ile birlikte olmaktan zevk alırlar. Diğer insanların duygularına karşı duyarlıdırlar. Diğer insanları konuşmalarıyla etkilerler. Grup ve takım çalışmalarından iyi ve nitelikli ürünler çıkarırlar. Farklı kültürlere ve farklı yaşam tarzlarına çok meraklıdırlar. Toplumsal ve politik sorunlarla ilgilenirler. Güçlü bir espri yeteneğine sahiptirler. Davranışların sonuçlarını değerlendirebilirler. İnsanların her türlü davranışını kabul edicidirler. Sözel ve bedensel dili etkili biçimde kullanırlar. Farklı ortamlara, farklı insan topluluklarına girdiklerinde kolaylıkla uyum sağlayabilirler. İnsanları organize etme ve liderlik yetenekleri vardır. öğrenme yolu: Sinerji oluşturarak, sempati kurarak, işbirliği yaparak, kaynaşarak, iletişim kurarak öğrenme. Çatışma alanları. Öğretmenlik, yöneticilik, işletmecilik, danışmanlık, psikologluk ve politikacılık gibi alanlarda başarıyla çalışabilirler.

Kişisel-içsel Zeka: Kendimizle ilgili duygu ve düşünceleri şekillendirenime, yaşamı sürdürebilme ve yaşadıklarımızdan öğrendiklerimizle hayat felsefemizi oluşturabilme, yaşamımızı bu yönde planlama, kişisel istek ve hayaller oluşturabilme becerisidir. Kişisel zekaya sahip olan insanlar yalnız kalmaktan hoşlanırlar. Yaşadıkları her olay veya deneyim üzerine çok fazla düşünürler. Kendi içlerinde bir değer ve anlayış sistemi oluştururlar. Kendi duygu ve düşüncelerinin farkındadırlar. Kendilerini farklı tarzlarda ifade edebilirler (yazı, resim vs.). Yaşam felsefelerini oluşturmaya yönelik bir arayış içindedirler. Bireysel çalışmalardan zevk alırlar. Motivasyon kaynakları, hedefleridir. Kendileri üzerine düşünmek için çok zaman harcarlar ve sürekli bir kişisel değerlendirme süreci yaşarlar.

Öğrenme yolu: Yoğunlaşarak, duygu ve düşüncelerinin farkına vararak, ruhsal gerçekliklerin farkına vararak, düşünerek, benliğini geliştirerek, özgün bireysel etkinlikler yaparak öğrenme.

Çalışma alanları: Yazarlık, psikoterapistlik, sosyal hizmetler, din hizmetleri vb. alanlarda başarıyla çalışabilirler.

Müziksel-Ritmik Zeka: Sesler, notalar, ritimlerle düşünme; farklı sesleri tanıma ve yeni sesler, ritimler üretme; ritmik ve tonal kavramları tanıma ve kullanma; çevreden gelen seslere ve müzik aletlerine karşı duyarlı olabilme becerisidir. Müziksel zekaya sahip olan insanlar, insan sesi ve çevreden gelen sesler gibi çok farklı seslere karşı duyarlıdırlar, dinler ve tepkide bulunurlar. Yaşamın içinde müziği kullanmak için fırsatlar oluştururlar. Seslere, nota ve ritimlere karşı özel bir ilgiye sahiptirler. Müziği hareketlerle birleştirerek farklı figürler ortaya çıkarabilirler. Enstrümanlara karşı ilgilidirler ve kullanmayı kolaylıkla öğrenebilirler. Orijinal müzik kompozisyonları oluşturabilirler. Seslere karşı duyarlılık, ritim tutma, özellikle 4-6 yaş arası çok yoğundur. 4-6 yaş arasındaki çocukların zengin bir müziksel çevrede bulunmaları ilerleyen yıllarda müziksel yeteneklerinin gelişmesinde büyük önem taşır.

Öğrenme yolu: Melodi ve ritim yaratarak, empati kurarak, seslere duyarlı olarak, enstrüman kullanarak, müziğin yapısını kavrayarak öğrenme.

Çalışma alanları: Müziğin çok çeşitli alanları (bestecilik, solistlik, orkestra şefliği) ve müzik eleştirmenliği gibi alanlarda başarıyla çalışabilirler.

Yapılan Yorumlar

Henüz kimse yorum yapmamış.

Bu sayfada yer alan bilgilerle ilgili sorularınızı sorabilir, eleştiri ve önerilerde bulunabilirsiniz. Yeni bilgiler ekleyerek sayfanın gelişmesine katkıda bulunabilirsiniz.

Yorum Yapın

Adınız:
Mesajınız:
 
Popüler Sayfalar:
© 2015 Bilgiler
Coğrafya