Doğuda Silifke, batıda Ermenek, güneyde Gülnar ilçeleri ve kuzeyde Karaman ili ile çevrilidir. Mut, ilin kuzey-batısında Mersin'e 165 km. uzaklıkta İç Anadolu'yu Akdeniz'e bağlayan Mersin-Karaman karayolu üzerinde kurulmuştur.

Adı Nereden Geliyor

Hititler zamanında Mut'tan "Yenişehir" anlamına gelen Yenika adı verilmiştir. Selefkoslar devrinde Muts adında bir kralın yönetimi altında kaldığından şehre, MUT denilmiştir. Bazı kaynaklara göre de şehir, Sezar Kladyus tarafından kurulduğu için adına da Kladyus'un şehri anlamına gelen Kladi-Polis denmiştir. Evliya Çelebiye göre Karaman oğulları burayı fethederken çok şehit verdikleri için, ölüm kapısı anlamına gelen Darül-Mevt demişlerdir. Mut adının Mevt'ten geldiği belirtilmektedir.

Tarihi ve Kültürel Çevre

Tarihçe

Mut, Roma İmparatorları'ndan Claudius tarafından MÖ 41 yılında bir koloni olarak kurulmuş ve Mut'a Claudiopolis adı verilmişti. Bu bilgi Mut kalesinin batı kısmındaki kitabeden anlaşılmaktadır.

Antik dönemlerde Silifke'yi İç Anadolu'ya bağlayan Kilikya kapılarından biri olan Sertavul geçidi üzerinde önemli bir konumdaydı. MÖ 1. Yüzyılda kurulan Mut, ilk yıllarında bayındır bir Roma kentiydi. 395 yılından sonra Bizans egemenliğine geçmiştir.

Orta Çağ'da Selçukluların eline geçen ve büyük bir gelişme gösteren Mut, 1277 yılında Şemsettin Mehmet Bey tarafından Karamanoğulları'nın, 1448'de Osmanlı Devletinin yönetimine girmiştir.

Kervansaray

Kentin merkezindeki kare planlı kervansarayın giriş kapısı güneyde olup, yapı Davut Paşa Kışlası olarak da bilinir. Büyük avlusunu çevreleyen kemerli galerinin gerisinde yan yana yapılmış birer ocaklı ve penceresiz 40 oda sıralanmıştır.

Mut Kalesi

İlçe merkezinin kuzeyindeki bir tepe üzerinde bulunan kalenin yapılış tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Ancak ilk temelinin Hititler zamanında atıldığı sanılmaktadır. Bugünkü hali Karaman oğulları dönemi karakterini gösterir. Dikdörtgen şeklindeki kalenin dört burcu ve içinde iç kale diye adlandırılan bir kulesi vardır. Karaman oğulları ve Bizans döneminde tamir gören kale, 1992 yılında Kültür Bakanlığı'nca yeniden restore edilmiştir.

Evliya Çelebi'ye göre; Mut kalesini Rumlardan almak isteyen Karaman oğlu Yakup Bey, tüm askerlerini şehit vermiştir. Bunun intikamını almak için Karaman oğlu İbrahim Bey, büyük bir kuvvetle kaleye hücum etmiş, içinde bulunan 70.000 Rum askerini kılıçtan geçirtmiş ve ölülerini de kalenin güneyindeki bir tepeye gömdürtmüştür. Bu nedenle buraya şimdi Maşatlık tepesi denilmektedir. Kalenin içerisinden çıkan Kalepınar adındaki soğuk ve berrak su, kentin su kaynağıdır.

Lâl Ağa (Lâl Paşa) Camii

Karaman oğlu İbrahim Bey'in komutanlarından Lâl Ağa tarafından 1356-1390 yılları arasında yaptırılmıştır. Kare planlı ve tek kubbeli caminin son cemaat yeri, beş küçük kubbe ile örtülmüştür. 50 yıl önce yıkılan minaresi yeniden yaptırılmıştır. Kitabelerine göre, iki defa onarım gören caminin bahçesinde iki adet türbe vardır. Kümbetlerin birisinde 3 adet, diğerinde ise 4 adet mezar bulunmaktadır. Evliya Çelebi Seyahatnamesi'ne göre Lâl Ağa bu kümbetlerin birisinde yatmaktadır.

Karacaoğlan

Dünyaca bilinen ünlü ozan Karacaoğlan'ın mezarı Karacaoğlan (Çukur) köyü ile Dere köyü arasındaki bir tepe üzerindedir.

17. yüzyılda yaşamış büyük halk ozanı Karacaoğlan'ın hayatı ile ilgili kesin bir bilgi yoktur. Karacaoğlanla ilgili şu efsane kuşaktan kuşağa anlatılır:

Karacaoğlan sevdiği Karakız'ı babasından istemiş; verilmeyince çok üzülmüş, sazı ile gurbet ellere düşmüş. Çok yerler dolaşmış, türküler söylemiş. Karakız da aşkını içine gömüp evlenmiş. Karacaoğlan ihtiyarlayınca Karakız'ın obasına dönmüş ve dere köyü yakınında bir tepeye yerleşmiş. Günün birinde ölen Karacaoğlan'ı, ilçe halkı aynı yere gömerek burayı türbe yapmışlar.

Karakız, Karacaoğlan'ın ölüm haberini alınca, babasının obasından ayrılarak Karacaoğlan'ın mezarının başına koşmuş ve ağlaya ağlaya üzüntüsünden burada ölmüş. Bu acıklı olay karışsında duygulanan köylüler, sağ iken beraber olamayan iki sevgilinin, öldükten sonra beraber olacaklarına inandıkları için, Karakız'ın mezarını Karacaoğlan'ın yattığı yerin karşısındaki tepeye yapmışlar. O gün bu gündür, Çukur tepesindeki mezarından Karakız'ın; diğer tepedeki mezardan Karacaoğlan'ın ruhları, her gece el ayak çekildiğinde çıkar, ortadaki ovada buluşurlarmış.

Çınaraltı Parkında, Belediyenin girişimi ile Mut'lu Heykeltıraş Hüseyin Gezer tarafından ücretsiz yapılan heykel, Mut şenlikleri sırasında 8 Haziran 1973 günü yapılan törenle açılmıştır.

Sartavul Hanı

Karaman Silifke karayolunun Toros dağlarını aştığı en yüksek nokta olan Sartavulbeli'nden Mut'a 38 km. uzaklıktadır. Selçuklu Hükümdarı Aleaddin Keykubat tarafından yaptırılmıştır.

Taş Köprü

Meydan Mahallesi'ndeki Taş Köprü, Karaman oğulları döneminde yapılmıştır. Ancak kitabesi olmadığından kim tarafından yapıldığı tam olarak bilinmemektedir.

Alahan (Apadnos) Külliyesi

Evliya Çelebi'nin "Ustasının elinden yeni çıkmış gibi duruyor" diye yazdığı Alahan Külliyesi, 1000-1200 m. yükseklikte, üzerinden Göksu vadisinin görülebildiği yalçın bir tepenin yamacında kurulmuştur. Etkileyici manzarası ile gelenlerin ayrılmak istemeyecekleri, doğa ile bütünleşmiş güzelliklere sahip önemli bir dini merkezdir. Mut'dan 20 km uzaklıkta Mut-Karaman yolundan, 3 km'lik bir yolla ulaşılır.

Roma döneminde Hıristiyanlığın Kapadokya ve Ikonia'da (Konya) yayılması sırasında, bu yeni dini kabul edenlerin takibe uğraması, inanmayanlar tarafından öldürülme korkusu; İsa Peygambere inananları, dağlık bölgelerdeki mağara ve kaya oyuklarında ibadete zorlamıştır. İsa'nın havarilerinden St. Paulus ve yine Tarsus'ta yaşamış Hıristiyan öncülerinden Barnabas 441 yılında Hıristiyanlığı yaymak için Konya-Kapadokya ve Antalya-Antakya'ya kadar maceralı yolculuklar yapmışlardı. Bu iki Hristiyan azizin gezileri sırasında konakladıkları her yerde anılarına kiliseler yapılmıştır. Alahan Külliyesi de bunlardan biridir. 440-442 yıllarında yapılmış olduğu tahmin edilen Alahan Külliyesi'ne ait ören yerinde, Batı Kilisesi (Evangelist Bazilika), Manastır ve Doğu Kilisesi, kayalara oyulmuş keşiş odacıkları ile kuzey yönünden içlerinde kiliseyi yaptıran Tarasis'in lahdi bulunan mezarlardan oluşmaktadır.

Kilise binaları, İstanbul'daki Ayasofya Bazilikası ile ortak mimari özellikler taşımaktadır. Doğu Kilisesi ayakta olmasına rağmen, Batı Kilisesi çok harap durumdadır. Her iki kilise de korint başlıklı iki dizi sütunla üç nefe ayrılmıştır. Kesme taştan inşa edilen beden duvarları, sütunlar, sütun başlıkları ve portallerdeki insan ve hayvan figürleri ile bitkisel süslemeler büyük bir ustalıkla yontulmuştur.

Batı Kilisesi'nin, Narteksten ana mekana geçilen kapının atkı ve yan dikmeleri kabartmalarla süslüdür. St. Paulus, St. Pierre figürlerinden başka, bir çelengi taşıyan altışar kanatlı Cebrail, Mikail'in simgesel yaratıkları ezişi, kükreyen aslan, kartal ve öküz sembolleri, İncil yazarlarının tasvirleri, üzüm salkımları, asma yaprakları ve balık motifleri; göz doyurucu zenginlikte, estetik ve gerçekçi bir üslüpla yontulmuştur. Bazilikanın doğusundaki geniş avlunun güneyinde dinsel törenlerin yapıldığı dehliz, 11 m uzunluğunda kemerli ve sütunlu bir galeri şeklindedir. Galerinin ortasında, kabartma süsleme ile her yanı işli büyük niş bulunmaktadır.

Doğu Kilisesi, terasın doğu ucunda, revnaklı yolun sonunda daha geç dönemde inşa edilmiş ve külliyenin en sağlam yapısıdır. Önündeki avludan üç giriş kapısı bulunan üç nefli kilisenin üst örtüsü yıkılmıştır. Bu yapının en önemli özelliği kubbeli bazilika şeklinde planlanmış olmasıdır.

Ayrıca Göksu vadisi içinde bulunan çok sayıdaki kaya kiliselerinden en ilginç olanı, Alahan Külliyesi'nin sapağından Karaman yönünde birkaç km gidildiğinde derin bir vadi içinde bulunan kaya kiliseleri ve barınaklarıdır. Bunlardan Alaoda olarak bilinen kilisenin kubbe şeklinde yontulmuş üst bölümü, kırmızı, mavi ve kahverengi renklerin hakim olduğu geometrik ve bitkisel fresklerle süslüdür. Birkaç bölümden oluşan kaya kilisesi zemininin mozaikle kaplanmış olduğu anlaşılıyor. Ayrıca Maya köyü yakınlarında vadi içinde ve yeraltında kırmızı ve yeşil boyalı "Renkli Kilise" de vardır.

Dağpazarı (Corapıssus) Örenleri

Mut'un 35 km. kuzeybatısındadır. Antik ismi Coropıssus olan kentin Karaman'dan Silifke'ye inen bir antik yol üzerinde oluşu eski kente ayrı bir önem verildiğini göstermektedir.

Burada bir Bizans kilisesi ile 15×5.50 m ölçüsündeki taban mozaiği ilgi çekicidir. Kilise, köyün ortasına ve en yüksek yerine kurulmuştur. Bizans dönemine ait kilisenin apsisi ve bazı duvarları ayakta kalabilmiştir.

Köyün içindeki mozaiklerde hayvan figürleri ve geometrik motifler yer almaktadır. Köylüler tarafından soğuk hava deposu olarak kullanılan sarnıçlar vardır.

Mavga Kalesi

Mavga Kalesi, Mut'un Kozlar yaylası yakınında Mut'a 16 km. uzaklıktadır. Sağlam kalan bir burcundaki kitabeye göre, Aleaddin Keykubad'ın emri üzerine 1230 yıllarında yapılmıştır. Sarp ve dik kayalar üzerinde yapılmış olan kale içinde odalar, ahırlar, yemlikler, sulama tekneleri ve içi Horasan harcı ile sıvanmış su sarnıçları kayalar oyularak oluşturulmuştur.

Balobal Örenleri

Mut'un batısında 40 km. kuzeyindeki Yalnızcabağ köyü yakınındaki Değirmenlik yaylasındadır. Büyük bir antik yerleşim alanıdır. Çok sayıda lahit ve duvar kalıntıları bulunmaktadır.

Önceki
Önceki Konu:
Erdemli
Sonraki
Sonraki Konu:
Anamur

Yapılan Yorumlar

Henüz kimse yorum yapmamış.

Bu sayfada yer alan bilgilerle ilgili sorularınızı sorabilir, eleştiri ve önerilerde bulunabilirsiniz. Yeni bilgiler ekleyerek sayfanın gelişmesine katkıda bulunabilirsiniz.

Yorum Yapın

Adınız:
Mesajınız:
 
© 2015 Bilgiler
Coğrafya