Kadın ve erkek arasındaki farklar yıllar boyunca, gerek sosyolojik gerek psikolojik gerekse biyolojik açılardan incelenmiştir. Erkeklerin ve kadınların, yüzyıllar içinde değişen şartlara ve yaşam şekillerine, nasıl farklı uyum gösterdikleri

üzerine kitaplar yazılmış, kadın-erkek ilişkisi edebiyatın ve sinemanın en gözde konularından biri olmuştur.

Günümüzde, eski çağlardan farklı olarak deneysel, gözlemsel ve birtakım istatistiksel verilerle yorumlar yapılmakta, kadınların ve erkeklerin birçok yöndaen farklı olduğuna değinilmektedir.

Öncelikle fizyolojik farkları ele alırsak, erkeklerin vücut yapıları kadınlara göre daha gelişmiştir. Erkeklerin akciğer kapasiteleri, kadınlarınsa kalp atış hızları daha fazladır. Erkeklerin kemikleri daha dayanıklıdır. Yine erkeklerin beyin kütleleri daha ağırdır. Buna mukabil, kadınların beyin hacimleri daha fazladır. Kadınların sağ ve sol bağlantılı nöronları erkelere göre dört kat daha yüksektir. Bu nedenle kadınlar beynin iki yarısını da kullanır ve daha karmaşık düşünürler. Kız çocukları erkek çocuklarından daha erken yaşta konuşur. Yine kızların ergenlik dönemine girişi erkelerden daha erkendir.

Erkekler ve kadınlar arasındaki psikolojik farklılıklar ise çok açık değildir; bunları tanımlamak daha zordur. Ancak bu farkların kadın erkek ilişkisini oluşturmada ve sürdürmede iş arkadaşlığından, evliliğe ve ebeveyn olmaya kadar çok önemli rollerinin olduğu açıktır.

Hepimizin sevgiden, şefkatten, güzel konuşmadan anladığımızı; kalbini karşısındakinin kabine yaklaştıran insanların birbiriyle anlaşabileceğini düşünüyoruz.

Erkekler agresif ve kavgacıyken, kadınlar sesiz ve sakindir. Kadınlar kendilerine ve karşılarındaki insanlara daha saygılı davranmaya çalışır ve şiddet içeren olaylardan uzak dururlar. Kadınların intihar girişimlerinin erkeklerden daha az olmasının ve daha az agresif davranışlar göstermelerinin

sebebi budur. Kadınların dinî inançları daha güçlüdür. Duyguları erkeklerden daha çabuk harekete geçer ve daha değişkendir. Erkekler olaylara daha soğukkanlı yaklaşırken, kadınlar daha aceleci ve sezgisel davranmayı tercih ederler. Daha korunaklı, dikkatli hareket etmeyi severler, daha çekingen ama daha konuşkandırlar. Erkekler kadınlardan daha iyi sır saklarlar.

Kadın ve erkek arasındaki farkları çocukluktan itibaren gözlemlemek mümkündür. Kız çocukları doğdukları andan itibaren sözel kabiliyetlerini geliştirmeye daha meyillidirler. Kız çocuklarının kendilerini ifade etme kabiliyeti erkek çocuklara göre her zaman daha yüksektir. Kız çocukları hayatın ilk yıllarından itibaren duygusal uyaranlara karşı daha duyarlıdır. Yani anne babanın yüzündeki duygusal ifadeleri daha iyi okuyup daha iyi değerlendirirler. Dolayısıyla sorunlara daha duygusal boyutta yaklaşırlar. Erkekler ise çoğu zaman somut düşünürler, onlar için sonuç önemlidir.

Erkekler kadınlara karşı tutkularının esiri olur. Onlar takdir ettikleri ve hayran oldukları kadını seçerler. Kadınlar ise içten ve yakın buldukları, kendilerine değer verdiğini gösteren erkekleri severler. Erkekler kadınları zekalarıyla, kadınlar ise erkekleri kalpleriyle etkiler. Erkekler kucaklamak ve korumak ister; kadınlarsa korunmak ve kollanmak. Kadınlar erkeğin içindeki cesareti, erkekler ise kadındaki cazibeyi ve inceliği görmek isterler. Kadınlar sevdikleri erkekleri desteklemeyi çok önemserler.

Erkeklerin dünyasına baktığınız zaman başarı odaklı bir tablo karşımıza çıkar. Erkekler birbiriyle güç yarıştırmayı çok sever, kendilerini başkalarından daha güçlü hissettiklerinde çok mutlu olurlar. Erkeklerin dünyasındaki yarış çok acımasız kurallarla işler, o yüzden saldırganlık eğilimi erkeklerde daha fazla görülür. Erkeklerin futbola düşkünlüğünü, içlerindeki saldırganlığı ve başarı arzusunu bir yere yönlendirme çabası olarak anlamlandırabiliriz. Kadınlar ise daha ziyade duygusal ilişkilerdeki başarıyı önemserler. Duygusal ilişkilerindeki yoğunluk, tamamlanmışlık ve kendini ifade edebilme duygusu, kadınların kendilerini daha mutlu hissetmelerine yol açar.

Erkekler hayatta bağımsızlık ararlar, kendi hayatlarını kendileri belirlemek isterler, paylaşmayı sevmezler. Kadınlar ise grup içinde, bir topluluğa aidiyet göstererek, duygularını paylaşarak kendilerini gerçekleştirirler.

Kız çocukları hayatın ilk yıllarından itibaren duygusal uyaranlara karşı daha duyarlıdır. Erkekler ise çoğu zaman somut düşünürler, onlar için sonuç önemlidir.

Aşağıda kadınlar ve erkekler arasındaki farkları alt başlıklar halinde sıralayacağız. Bu özelliklerin kesinliği tartışılmakla birlikte, yatkınlık olarak ele alınması daha doğru olur.

Problemlere yaklaşım: Erkekler ve kadınlar problemlere benzer amaçlarla fakat farklı yöntemlerle yaklaşırlar. Çoğu kadın için bir problemi tartışmak bir paylaşımdır ve bunu kendilerini ifade etmek, ilişkilerini derinleştirip güçlendirmek için bir fırsat olarak görürler. Kadınlar genelde, problemin kendisiyle çözümünden daha fazla ilgilenirler. Erkekler ise problemin çözümüne odaklanırlar. Onlar için bir problemi çözmek, sahip oldukları çözüm gücünü, ilişkiye bağlılıklarını ve sorumluluklarını gösterir. Erkekler için problemin nasıl çözüldüğünden çok, çözüme ulaşılmış olması önemlidir ve bu bir gurur kaynağıdır.

Ergenlik dönemindeki kızları ve erkekleri incelediğimizde, erkek çocukların, kabiliyetini ve gücünü gösteren bir liderin komuta zinciri olarak veya bir hiyerarşik düzen kurarak hareket ettikleri; diğer grup üyeleriyle aralarındaki mesafeyi koruyarak, yardımlaşmadan keşif yoluyla sonuca ulaşmak istedikleri görülmüştür. Kızların ise baskın bir lider yaratmadan grup olarak hareket ettikleri ve grup içi ilişkilerinde rollerin eşite yakın olduğu gözlenmiştir. Kızlar tartışma zemini oluşturmaya ve kolektif zekâyı kullanmaya eğilimlidirler. Buna karşın erkekler, bir şeyi araştırırken, yapılandırılmış bağlantılar ve emirler zinciri ile hareket etmeye yatkındırlar.

Düşünceler: Erkekler ve kadınlar benzer kararlar veriyor ve benzer sonuçlara ulaşıyor gibi görünseler de kullandıkları yöntemler birbirinden oldukça farklıdır ve bu farklılıklar birbirinden uzak uçlarda sonuçların doğmasına neden olabilir. Kadınlar süreç içinde, aralarında ilgi ve bağlantı bulunmayan birçok kaynaktan aldıkları bilgileri bir araya getirerek olaylara geniş bir perspektiften bakabilirler. Kadınlar var olan veya var olabilecek diğer karışık detayları da düşünürler. Erkekler genelde bir problem veya düşünce üzerine odaklanırlar. Kendilerini problemin dışında tutabilmeyi ve karmaşıklığı en aza indirebilmeyi başarırlar. Olaylara düz ve sıralı bir bakış açısından bakarlar. Sorunları çözmeye yarayacak inceliklere değer vermekte başarısızdırlar ve bunları en aza indirmeye eğilimlidirler.

Hafıza: Kadınların hatırlama kapasitesinin -özellikle de duygusal içeriği olan olaylarda- erkeklerden daha gelişkin olduğu bilinmektedir. Erkekler olayları hatırlarken birtakım stratejiler izlerler. Daha önce olmuş bir olayı, görevi ya da aktiviteyi öncelikle parça parça hatırlayıp daha sonra birleştirirler. Yarışma ya da fiziksel aktivitelerle ilgili deneyimler erkekler tarafından daha çabuk hatırlanır. Görünen o ki, hafıza farklılıkları birtakım yapısal ve kimyasal faktörlerden kaynaklanmaktadır. Beyinde hafızadan sorumlu olan hipokampus, erkeklerde testosteron, kadınlarda ise östrojen ve progesteron seviyelerinden etkilenmektedir.

Kadınların ve erkeklerin belli alanlarda farklı duyarlılıkları olabilir ama asıl mesele, işitilmek ve anlaşılmaktır.

Duyarlılık: Duyarlılık konusunda erkekler ve kadınlar arasındaki farkların, fizyolojik bir temele bağlı olduğu düşünülmektedir. Kadınlar korku ve tehlike anında daha fazla yoğunlukta fiziksel alarm cevabı gösterirler. Çünkü kadınların otonomik ve sempatik sistemleri daha düşük eşiğe sahiptir ve daha etkin çalışır. Erkeklerde ve kadınlarda yüksek seviyelerdeki testosteronun direkt olarak agresif cevaba neden olduğu bilinmektedir. Erkeklerde östrojen ve progesteron seviyesinin yüksekliği, "feminen" özelliklerin ortaya çıkmasına neden olur. Kadınlarda da östrojen ve progesteron seviyelerindeki oynamalar, duygusal değişikliklere yol açar. Testosteron seviyesinin yüksek olması, duygusal küntlüğe, empatik tıkanmaya ve etraftaki insanların sıkıntılarına ilgisiz kalmaya sebep olabilir.

Kadınlar daha çok iletişim halindeyken, kişisel özelliklerini ve duygularını paylaşırlar, böylece kendilerini onaylanmış hissederler. Birçok erkek ise bu türden bir paylaşımı rahatsız edici bulur.

İlişkiler: Çocuklar küçük yaşlarda daha çok kendi cinslerinden arkadaşlar edinirler. Bunun en önemli nedeni, cinsiyetleri ile ilgili bilgi elde etmek için en iyi kaynağın arkadaşları olmasıdır. Kızlar kızlarla oynarken, erkekler de erkeklerle oynar. Böylece kendi cinsiyetlerini tanırlar. Erkekler daha sert oyunları, kızlar ise iletişime dayalı oyunları tercih ederler. Bu tercihler, kişisel yatkınlığa dayalı olarak ortaya çıkar. Oyun tarzlarındaki fark, karşı cinsleri birbirlerinden ayrılmaya zorlar. Bu farkın nedenlerinden biri de, ebeveynleri ve çevreleri sayesinde kızların ve erkeklerin farklı davranış kalıplarına alışmış olmalarıdır.

Ergenlik dönemi karşı cinsi tanıma zamanıdır. Hormonal değişiklikler ergenlerin karşı cins hakkında fikir almak için harekete geçmesine yol açar. Yetişkinlikte herkes kendi kalesine çekilir. Cinsiyetler arasındaki ilişkiler yetişkinlik döneminde tamamen birbirinden ayrılır. İki cins arasındaki farklar gittikçe artmaya başlar.

İlerleyen yıllarda kadınlar bir veya iki yakın arkadaşla derin ilişkiler kurarken, erkekler yakın arkadaş yerine birçok arkadaştan oluşan bir grubun içerisinde yer almayı tercih ederler. Kadınlar arasındaki arkadaşlık, erkeklerin arkadaşlıklarına göre daha güçlüdür. Ayrı kutuplara çekilen kadınlar ve erkekler, yetişkinliklerinde romantik ilişkiler yaşamak için karşı cinse yakınlaşmaya çalışırlar. Ancak uzun süre ayrı geçen onca zamandan sonra bir araya gelmek zor olur. Her iki cinsin de arkadaşlık ilişkisini romantik duygular ile karıştırması işi daha da zorlaştırır. Oysa hem kadının hem de erkeğin her daim birbirine ihtiyacı vardır.

Erkeklerin ve kadınların ilişkilerindeki sorunların temelinde, karşı cinsten kendileri gibi düşünmesini, hissetmesini ve davranmasını beklemek yatar. Erkekler ve kadınlar benzerliklerini ve farklarını kabullenmeli, birbirlerini değişmeye zorlamadan kendi yaşamlarını ustalıkla yaşamalıdırlar.

İnsanları cinsiyetlerine göre kalıplara sıkıştırmak, bütün kadınları veya bütün erkekleri tek tipleştirerek algılamak elbette ki doğru olmaz. Yani "kadınlar Venüs'ten, erkekler Mars'tan" değildir. Hepimiz anlaşılmak, hissedilmek, değer verilmek isteriz. Kadınların ve erkeklerin belli alanlarda farklı duyarlılıkları olabilir ama asıl mesele, işitilmek ve anlaşılmaktır.

Önceki
Önceki Konu:
Zihin
Sonraki
Sonraki Konu:
Beyin Fırtınası

Yapılan Yorumlar

Henüz kimse yorum yapmamış.

Bu sayfada yer alan bilgilerle ilgili sorularınızı sorabilir, eleştiri ve önerilerde bulunabilirsiniz. Yeni bilgiler ekleyerek sayfanın gelişmesine katkıda bulunabilirsiniz.

Yorum Yapın

Adınız:
Mesajınız:
 
© 2015 Bilgiler
Coğrafya