Şehrin ilk sakinlerinin Lidyalılar, daha sonra Persler, Büyük İskender, Romalılar, Bizanslılar olduğu ileri sürülse de bunu belgeleyen bir kent yapılaşması tespit edilmemiştir. Germiyanoğulları Beyliği ile birlikte yöre Türk yönetimine girmiştir. 1410 yılında Osmanlı yönetimine bağlanan Kula, Osmanlı döneminde önemli bir sanayi ve ticaret merkezi oldu.

Kula ilçesi, Manisa İli'ne 128 km. uzaklıkta olup, yüzölçümü 920 km2, denizden yüksekliği ise 720 m. olan bir yerleşim yeridir. Kuzeyde demirci ve selendi, batıda Salihli, güneyde Alaşehir, doğuda da Uşak İli'yle sınırlandırılmıştır.

İlçede kırsal kesimde yaşayan insanların çoğunluğu çiftçilikle uğraşırken %25'de hayvancılıkla uğraşır. Şehir merkezinde ise, küçük esnaf ve sanatkarlar grubunun yanısıra dokumacılık, tabakçılık (dericilik), ayakkabıcılık, leblebicilik ve halı-kilim dokumacılığı gibi makineyle üretim yapan sanatlarla da uğraşılmaktadır.

Son zamanlarda küçük esnaf ve sanatkarların yanısıra dokuma, dericilik, leblebicilik, ayakkabıcılık ve halı dokumacılığı gibi, makine ile üretim yapan sanayi kolları çalışmalar başlamışlardır. İlçenin en önemli özelliklerinden birisi de turistik ve tarihi yerlerin çok olmasıdır.

İlçe; volkanları, tarihi evleri, kaplıcaları, peribacaları, camileri, Yunus Emre ve Tabduk Emre Türbeleriyle görülmeye ve tanınmaya değer bir beldedir. İlçe İzmir-Ankara karayolu üzerindedir.

Manisa'da Halıcılık

Manisa'nın Türk egemenliğine girmesiyle birlikte, Türkmen ve Yörükler de yöreye gelip yerleşmişlerdir. Göçebelikten yarı göçebeliğe ve yerleşik yaşam düzenine geçen Türkmen boyları, gelenek ve göreneklerini korumuşlar ve yaşama biçimlerinin gereği olarak, halı v ekilim gibi nesneleri dokumayı da sürdürmüşlerdir.

Anadolu'da Türk halıcılığı içinde Türkmen ve Yörük halıları kendine özgü özellikleriyle tanınmıştır. Bu nedenle halılar dokundukları yörenin ya da yerleşmenin adı ile adlandırılmıştır. Gördes halısı, Kula halısı, Demirci halısı, Bergama halısı gibi.

Doğal boya ile dokunan, çıkış noktası doğadaki biçim ve varlıklardan kaynaklanan, Türk insanının beğeni ve inceliğini yansıtan Türk halıları, 14. yüzyılda İzmir limanından dış pazarlara gönderiliyordu.

Bu dönemde, Manisa ve yöresi dokumacılık, halıcılık, ağaç oymacılığı, tabaklık, saraçlık, boyacılıkta oldukça gelişmiş bir düzeydedir. Bölge ticaretini etkileyen Manisa'nın halıcılıkta ayrı bir önemi vardır. 19. yüzyıla dek Batı Anadolu'nun en önemli halı dokuma merkezleri olan Gördes, Kula, Demirci, Bergama'yı görüyoruz. Manisa ve diğer halı dokuma merkezlerinde üretilen halılar "İzmir halısı" adıyla Avrupa ve Amerika'ya kadar yayılmıştır.

Özel koleksiyonlarda korunan bu halılar, genellikle çiçek ve yaprak bezemelidir. Çift düğüm denilen Türklere özgü ilmek tipinin tüm dünyada "Gördes Düğümü" olarak adlandırılması ve bilinmesi Manisa halıcılığının önemini vurgulanmaktadır.

19. yüzyılın ikinci yarısında üç İngiliz tüccar, Uşak dolaylarında halıcılara iplik vererek sipariş yöntemiyle halı dokutmaya başlamışlardır. 1890 yılında ise, merkezi İzmir'de bulunan bir İngiliz Şirketi, bölgedeki tüm halı dokuma merkezlerini yönlendirmeye başlamış ve Avrupa beğenisine uygun renk ve desende halı dokumasını gerçekleştirmiştir. Böylece seri üterime hızla gidilirken Avrupa ve Amerika pazarlarının beğenisine göre halı dokumacılığı, geleneksel Türk halıcılığının özgünlüğünü yozlaştırmıştır.

Günümüzde, geleneksel Türk halıcılığının eski önemini kazanması amacıyla, bazı çaba ve girişimler gözlenmektedir. Manisa'da Yunt Dağı Turizm Geliştirme Kooperatifi kurulmuştur. Marmara Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen DOBAĞ (Doğal Boya Bitkileri Araştırma Geliştirme) projesi, yöre halıcılığında doğal boyaların kullanımına ve geleneksel desen ve motiflere dönüş başlatmıştır. Bu yolla üretilen günümüz halıları, dünyanın çeşitli pazarlarında değer görmekte ve aranmaktadır.

Kula Batı Anadolu'ya ait yün halılarının yapılmış olduğu şehirdir. Kula'nın köy halıları yünlerin ve doku atıklarının eğilmesi ve birçok yerlerinin geometrik dizayn verilmesiyle dokunur. Renkler zengindir. Fakat pas renginin yumuşak toprak tonu yeşil, altın sarısı ve genelde mavi renkler hakimdir. Bununla beraber pastel renkler vardır. Bu yünlerin en önemli özellikleri bunların yüzde yüz yün iplikle dokunması ve modellerin, renklerin ve şekillerin değişimidir.

Kula halıları metrekarede 160.000 düğüm içermektedir. Bugün Kula modelleriyle çeşitli Anadolu modelleri birlikte Kula halılarında görülür. Kula halıları diğer Uşak, Gördes gibi Anadolu ürünlerine geniş kenar renklerin dizginlenmesiyle benzer.

Kula Halıları

Yörede dokunan seccadeler 17. yüzyıldan bu yana kendine özgü renk ve motifleriyle tanınmıştır. 18 -19. yüzyılda en güzel örnekleriyle klasiklenmiştir.

Kula halılarında, sarı ve mavinin tonları egemendir. Deve tüyü, kahverengi, limon küfü gibi renkler pastel tonlarda verilmektedir. Düğüm sıklığı Gördes halılarına göre daha gevşek olup, atkı ve çözgü yündür. Mihrap kemerine üçgen formu verilmiştir. Sütunceler desenleriyle doldurulmuştur. Halıların ayetlik ve tabanlık bölümlerinde stilize hayvan figürlü desenler görülmektedir. Kula halılarının en önemlileri "Kömürcü Kula" ve Çubuklu Kula"dır. Günümüzde çeşitli kuruluşlarca geleneksel tarihi Kula halılarının dokutulmasına yeniden başlanmıştır.

Kula Seccadeleri

Argaçlar, kırmızı beyaz çift bükümlü; arışlar, tek bükümlü beyaz yün veya pamuk ipliktir. Gördes'e yakın olduğu için aralarında benzerlik vardır. Kula seccadelerinde mihrap daha sadedir, üçgen şeklinde düz veya ince kademelidir. Küçük çiçekli bir şerit mihrap nişini çizer. Üstte yatık dikdörtgen ayetlik vardır. Mihrap zemini yumuşak kırmızıdır, sarı, lacivert, beyaz olanlar da vardır. İçinde stilize çiçekler, ortadan inen ters vazolar görülür. İç kenarlardan küçük karanfiller sarkar, küçük çiçekler kandilin yerini almıştır. Kula seccadelerinin renkleri daha mattır. Kayısı ve altın sarısı, en önemli olarak kırmızı, mavi, beyaz ve seyrek olarak yeşil kullanılmıştır. Bordürler detaylı işlenmiş ince şeritler halindedir. Sayıları 10'a kadar çıkan bu şeritler, bazen hep aynı genişlikte (ortalama 2,5 cm), bazen biri esas bordur olarak daha geniş tutulmuştur.

Kula seccadelerinin en göze çarpan şekilleri, mihrap zemini manzara motifleriyle doldurulmuş olanlarıdır. Bunlarda küçük evlerle bir çeşit servi ve bir ağaçtan ibaret kompozisyon mihrap zemininin iki tarafına üst üste sıralanmıştır. Serviler arasında mezar taşları da görüldüğünden, bunlara Mezarlıklı Kula adı da verilir. Basamaklı mihrap üçgeni iki taraflıdır, ortası iri çiçeklerle bir eksen halinde belirtilmiştir.

En karakteristik Kula seccadeleri, 17. ve 18. yüzyılda yapılmıştır. 18. yüzyıl sonu ve 19. yüzyılda bütün Anadolu seccadelerinde bir karışma, kalite düşüklüğü, desenlerde çözülüp dağılma kendini gösterir. Bu zamanda Gördes ve Lâdik etkileri ile marpuçlu ve üç nişli Kula seccadeleri yapılmış olup, bunları Gördes'lerden ayırmak güçleşir. Kula bölgesinde saf seccade yapılmamıştır.

Yapılan Yorumlar

Henüz kimse yorum yapmamış.

Bu sayfada yer alan bilgilerle ilgili sorularınızı sorabilir, eleştiri ve önerilerde bulunabilirsiniz. Yeni bilgiler ekleyerek sayfanın gelişmesine katkıda bulunabilirsiniz.

Yorum Yapın

Adınız:
Mesajınız:
 
Popüler Sayfalar:
Son Ziyaretler:
© 2021 Bilgiler
Coğrafya