Kanguru - Bilgiler
28/04/2014 18:00
Alm. Känguruh (n), F. Kangourou (m), İng. Kangaroo. Familyası: Kangurugiller (Macropodidae). Yaşadığı yerler: Büyük kangurular Avustralya, ağaç kangurusu Yeni Gine’de. Özellikleri: Arka ayakları üzerine sıçrayarak yol alabilen otçul, keseli bir memeli. Arka ayakları ve kuyruğu üzerine oturur. Dişi, yavrusunu karnındaki kesesinde taşır. Evcilleştirilebilirler. Ömrü: 15 yıl. Çeşitleri: Kaya kangurusu, dev kanguru, gri kanguru, kızıl kanguru, ağaç kangurusu en meşhur türleridir.

Avustralya ve Yeni Gine’ye mahsus, sıçrayıcı, keseli memelilere verilen genel ad. Adını Avustralya yerlilerinin dilinden almıştır. Hepsi ot ve diğer bitkilerle beslenirler. Dişilerin karınlarının altında torba şeklinde kesesi vardır. Doğan yavrularına burada ihtimam ve şefkatle bakarlar. Başları küçük, kulakları büyüktür.

Arka ayakları ön ayaklarından büyük ve güçlüdür. Ön ayaklarını yukarı kaldırıp, arka ayakları ve güçlü, uzun kuyrukları üzerinde oturur ve sıçrayarak yol alırlar. Arka ayakları üzerinde hızla koşarken, kuyruk pek yere dokunmaz, denge organı(balans) olarak kullanılır. Dört ayağı üzerinde yürürken, kuyruk yerde sürüklenerek kendine has bir iz bırakır. Beş parmaklı ve pençeli olan zayıf ön ayaklarını yiyeceklerini ağızlarına götürmek için kullanırlar. Arka ayakları dört parmaklı olup, ikinci ve üçüncü parmaklar bir deri ile birbirine yapışık gibidir.

Çeşitli boyda birçok türü vardır. Bâzıları tavşandan büyük değildir ve ağaçlara tırmanırlar. Herkes tarafından bilinip sevilen kanguru, Avustralya’nın millî sembolüdür. Büyük kangurular Avustralya’da, tırmanıcı olan ağaç kanguruları ise Yeni Gine’de yaşarlar. Kangurular keseli memeli hayvanların en büyüğüdür. Boyu 210 cm ve ağırlığı 90-100 kg gelenleri vardır. Ağaçlarda yaşayan ağaç kanguruları, 140 cm boyunda ve 11 kg kadardır. Erkekler dişilerden daha iri olurlar.

Araştırmacı kaptan James Cook, 1770 yılında gemideki tayfalarını yiyecek bulmak için Avustralya kıyılarına gönderdi. Bir müddet sonra gemiye dönen adamlar yanlarında ilginç bir hayvan getirdiler. 1,5 metreden büyük olan bu hayvanın 120 cm kadar uzunlukta güçlü bir kuyruğu vardı. Ayrıca karnının üstünde yavrularını korumaya yarayan kıllarla örtülü bir keseye sâhipti. Mâsum görünüşlü, parlak gözlü, tavşana benzer başlı, insana benzer elli, geyik boyunlu bu ilginç hayvancığı şaşkınlıkla seyrettiler; sevdiler, okşadılar. Avustralya yerlilerinden “anlatması çok zor” anlamına gelen “kanguru” ismini taşıdığını öğrendiler.

Kangurular, sürüler hâlinde dolaşarak otlarlar. Başlarında tecrübeli bir erkek lider bulunur. Zekâ seviyeleri koyundan aşağıdır. Sesleri yoktur. Tehlike ânında güçlü arka ayaklarını hızla yere vurarak arkadaşlarını uyarırlar. Çoğunun postu toprak rengindedir.

Avustralya ovalarının hâkimi olan bu hayvanlar, hayâta çok cılız olarak başlarlar. Yeni doğmuş iki kanguru yavrusu bir çay kaşığına sığabilir. Dişilerin hâmilelik dönemleri türlere göre 29 ile 38 gün arasında değişir. Genelde tek yavru doğururlar. Dişi kanguru doğumunun yaklaştığını hissedince torbasının iç kısmını güzelce yalayarak temizler. Yeni doğan kanguru yavrusu(joey), insan yarım parmağı veya bir bal arısı büyüklüğündedir. Boyu 2,5 santimetreden küçük ve bir gramdan hafiftir. Minik kanguru yavrusu sıvı bir kese içinde dünyâya gelir. Doğumdan sonra bu keseyi yırtar ve bir ile beş dakika arasında annesinin kesesinin içine tırmanarak girer ve dört meme ucundan birine yapışır. Yeni doğmuş yavru kanguru kör, sağır ve tüysüzdür; içgüdü ve koku alma hissi ile annenin tüylerinden tırmanarak keseye ulaşır. Bu sırada anne kendi kanlı postunu yalamakla meşgul olduğundan yavrusuna yardım etmez. Yavru bu kesede kendini iyice emniyette hissedinceye kadar ana kanguru sükûnetini muhâfaza eder.

Memeye yapışan yavru, süt emecek güçte değildir. Anne, güçlü kaslarıyla ağzına süt pompalar. Yavru, süt emerken de nefes alabilir. Gırtlağının bir uzantısı buruna âit bir geçitle birleşmiştir. Bu geçitten hava direk olarak akciğerlere gittiğinden, yavru boğulmadan hem sütünü içer, hem de hava teneffüs eder. Dokuz ay içinde, yavru kese içindeki gelişimini tamamlar. Zamânın çoğunu kesenin içinde süt emerek ve bol bol uyuyarak geçirir.

Gelişimi gâyet yavaş olur. Üç aylıkken vücûdu kıllanmaya, dört aylıkken gözleri açılmaya başlar. Beş aylık olunca başını keseden çıkarıp rastladığı otları yemeye başlar. Bu gelişim dönemi içinde zaman zaman keseden çıkarak annesi ile otlar. Keseye başı önde girer ve içerde dönerek normal duruma gelir.

Kanguru sütünün bileşimi, yavrunun gelişme süresine göre değişir. İlk dönemlerde berrak bir sıvıyken, sonraları koyulaşmaya başlar. Dişi kangurular bâzan yavrularını emzirirken, ikinci bir yavru daha doğururlar. İki yavru da aynı kesede barınmaya başlar ve süt salgısında enteresan bir olay ortaya çıkar. Bir memeden yeni yavru için renksiz, berrak süt salgılanırken, diğer memelerden ise yaşlı yavru için koyu ve yağlı süt salgılanmaya devam eder. Kengurunun süt salgı bezlerinde aynı anda birbirinden tamâmen farklı iki bileşikte süt salgılanması, yüce Allah’ın sonsuz merhametini gösteren sayısız delillerden biridir.

Yavru kendi başına dolaşabilecek hâle gelince bile, bir tehlike ânında hemen koşarak annesinin torbasına girer. Meselâ bir köpek görünce yavru hemen torbaya sığınır. Annesi de kaçmaya başlar. Köpek kovalamaya devam edince, torbasında yavru bulunduğu için ana kanguru yorulur. Hiç değilse yavrusunu emniyete almak ve daha hızlı koşabilmek için uygun bir yere yavrusunu bırakıp, başka bir yöne saparak köpeği peşine takar. Böylece yavrusunun bulunduğu yerden uzaklaşır. Kendisi kurtulabilirse tekrar yavrusunun yanına gelir. Düşmanından kurtulamazsa hayâtı pahasına yavrusunu kurtarmış olur.

Kanguru kuvvetli arka ayakları sâyesinde iyi sıçrar. Bir sıçrayışta, 2-3 metre yükseklik ve 6-7 metre ileriye fırlayabilirler. Kuyruklarını atlama sırığı gibi kullanırlar.

Queensland’da köpekler tarafından kovalanan bir kangurunun 3 metre yüksekliğinde ve 8 metre genişliğindeki bir odun yığınını bir sıçrayışta aştığı görülmüştür. Sıçrayarak koşarken saatte 40 km yol alır.

Pek sâkin olan ve nâdiren hiddetlenen kanguru, bir köşeye sıkıştırılırsa, kuyruğunu destek yaparak, arka ayaklarıyla öyle güçlü tekmeler atar ki, bir insanı veya yırtıcı koca bir köpeği bir darbede öldürebilir. Bir kavgada 10’dan fazla köpeği haklayabilir. Kuyruğunu bir sallayışı ile insanın bacaklarını bir kibrit çöpü gibi kırabilir. Kanguru mecbur olmadıkça döğüşmez. Her zaman sıçrayarak kaçmayı tercih eder.

Avustralya’da nesli korunmaya çalışılan kanguru, bir taraftan da avlanılmaktadır. Özel yetiştirilen avcı köpekleriyle kovalanarak avlanır. Kanguru kolay yutulur bir lokma değildir. Fazla avcı köpeklerinin saldırısına uğradığında güçlü tekmelerini kullanarak hepsini halledemeyeceğini anlayınca koşmaya başlar. Köpekleri peşinden göl veya nehir gibi bir su birikintisine çeker. Kendisi suya girerek ilerler. Su belinin hizasına gelince durarak köpekleri bekler. Suya giren köpeklerden her biri yanına yaklaşınca kafasından tutar ve su altına çekerek boğar. Yetişkin bir kanguru bu yolla 6-7 köpeğin hakkından gelebilir.

Kangurular saatlerce birbiriyle boks maçı yaparlar. İki kanguru dövüşecekleri zaman karşı karşıya gelerek, insan eline benzeyen beş parmaklı ön kollarını yumruk yaparak göğüsleri hizasına kaldırırlar. Kuyruklarını destek yaparak bir müddet hareketsiz durur ve birbirlerini süzerler. Ardından maça başlarlar. Karşılıklı boks yapan kangurular bir süre sanki raund sonuymuş gibi maçı keserek geri çekilirler. Bir süre sonra tekrar başlarlar. Uzmanları şaşırtan olay, dövüşme ve dinlenme sürelerinin hemen hemen eşit olmasıdır. Bu süreyi nasıl ayarladıkları hâlen bir sırdır.

Kangurular kazanmak için değil, spor için maç yaparlar. Saatlerce döğüşseler bile hiç hiddetlenmezler. Kanguruların bu özelliğinden istifâde edilerek sirklerde özel kanguru maçları düzenlenir. Bu maçları yaptıranların bu iş için uzun süreye ihtiyaçları olduğu sanılır. Halbuki asıl problem kanguruya boks yapmasını değil, tekme atmamasını öğretmektir.

Kangurular sabahın erken saatlerinde, akşam üstü ve ay ışığında otlarlar. Tavşanlar gibi çimler üzerinde saatlerce uzanmayı ve oyun oynamayı da çok severler. Medeniyet onları engin ovalara sürüklemiştir. Bir kanguru, koyundan kat kat fazla yer. Kurak yıllarda mer’aları silip süpürürler. Kanguru avı, Avustralya’da neşe veren bir spordur. Ahâli için eti bulunmaz yiyecektir. Kuyruğundan da kendilerine çok sevilen çorba yaparlar. Her yıl bir milyondan fazla deri marketlere satılır. Bunlardan da kürk, eldiven gibi çeşitli giyecekler imâl edilir. Kanguru hikâyeleri de ayrı bir gelir kaynağıdır. Hülâsa, kanguru Avustralya halkı için büyük bir nîmettir.

Önceki
Önceki Konu:
Aden Körfezi
Sonraki
Sonraki Konu:
İrade

Yapılan Yorumlar

Asya
Asya02 Kasım 2016

Bu kanguru ne şeker

Halil
Halil15 Mart 2018

Aradığım bilgi yok

Yorum Yapın

Güvenlik Kodu