Semiha Berksoy - Bilgiler
08/12/2009 20:18
1910 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. Annesi ressam Fatma Saime Hanım, babası Ziya Cenap Berksoy'dur. Annesi ona jestlerle şiir okumasını, şarkı söylemesini ve resim yapmasını öğretti. İlkokuldayken hikayeler yazar, yazdıkların resimlerdi. Darülbedai tiyatro okuluna giden Semiha İstanbul Belediye Konservatuarı'nda Nimet Vahit Şan sınıfına devam eder ve ilk şan konserini verir. Artık ses operasında primadonnadır, 1932'de Darülbedai'de çalışmaya başlayan Semiha Hanım çeşitli oyunlarda başrol oynar. Muhsin Ertuğrul'un çektiği ve ilk sesli Türk filmi olarak bilinen İstanbul Sokaklarında Semiha rolündedir. Darülbedai'de sahnelenen Türk operetlerinin primadonnası olur. Atatürk'ün hayranlıkla seyrettiği Özsoy Operası'ndaki rolüyle dikkatleri üzerine çeker.

Nazım Hikmet'in yazdığı 'Bu Bir Rüyadır' operetinde Fatma rolünü, Cemal Reşit ve Ekrem Reşit Rey'in operetinde Marlane rolünü, 'Saz Caz'da Doleres Del Ranco'yu oynadıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı'nın açtığı sınavı kazanarak Berlin Devlet Yüksek Müzik Akademisi Opera bölümüne girer. Berlin'de verdiği konserlerde ayakda alkışlanan ilk Türk operacısıdır. Orada Richard Straws'un 75. doğum yılı şenliklerinde " Ariadne auf Naxos" operasında başrolde oynar (1939).

Berlin'de çalışmak yerine Ankara Devlet Operası'nın sanatçısı olmaya yeğleyen Semiha Hanım, ilk konserini Cemal Reşit Rey'in eşliğinde verir. Ankara Devlet Operası'nın kurulmasında Carl Ebert ile birlikte görev alan Semiha Hanım, 1941 yılında profesyonel anlamda ilk opera gösterisi olan Tosca'da oynar. Bundan sonra da Devlet Operası'nın çeşitli gösterilerinde rol aldı ve yurtdışında pek çok konser verdi. 1963 yılında jübilesi yapılan Semiha Berksoy, 1972 yılında Devlet Operası'ndan 'Yüksek Dramatik Soprano' olarak emekli oldu. Bütün bu çalışmalarının yanısıra Semiha Hanım resim yapmaktan vazgeçmedi. 1969 yılında Berlin'de, 1972 yılında da Paris'te sergi açtı. Türkiye'de ilk sergisini 1974 yılında Ankara Devlet Resim Heykel Galerisi'nde açan Semiha Hanım, tuvallerinde genellikle ölüm ve aşk temalarını işledi. Kocaman kara gözlü genç bir kadın, ya kendi ölümünü ya da aşkı beklemektedir.

XX

Semiha Berksoy vefat etti

Hürriyet 16 Ağustos 2004

Türkiye’nin ilk kadın opera sanatçısı Semiha Berksoy, dün tedavi gördüğü hastanede 94 yaşında vefat etti. Semiha Berksoy’un kızı Zeliha Berksoy, ‘Yeri doldurulamayacak bir sanatçı ve insandı’ dedi.

Türkiye’nin ilk kadın opera sanatçısı Semiha Berksoy, tedavi gördüğü Memorial Hastanesi’nde dün 94 yaşında vefat etti. Semiha Berksoy’un kızı Zeliha Berksoy, ‘Her şey iyiye gidiyordu. Böbrekleri, akciğeri düzelmişti. Ancak bu (dün) sabaha karşı yoğun bakımda öldü. Atatürk ödülü sahibi ilk Türk kadın opera sanatçısıydı. Yeri doldurulamayacak bir sanatçı ve insandı’ dedi.

Semiha Berksoy’u ameliyat eden Memorial Hastanesi Kalp Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bingür Sönmez, hastasının ölümünden ve büyük bir sanatçıyı kaybetmekten ötürü üzüntü duyduğunu söyledi.

Zeliha Berksoy, annesi Semiha Berksoy’un cenazesinin, 17 Ağustos Salı günü AKM’de düzenlenecek tören ve Teşvikiye Camisi’nde kılınacak öğle namazının ardından Çengelköy Mezarlığı’nda toprağa verileceğini belirtti. Türkiye’nin ilk kadın opera sanatçısı Berksoy, geçtiğimiz ay kalp ameliyatı olduktan sonra basının karşısına çıkarak çok iyi olduğunu, önümüzdeki aylarda yapılacak Viyana Bienali’ne gitmeyi planladığını söylemişti. Basın mensuplarına poz verirken bir arya da söyleyen Berksoy, ‘Ben mesleğime áşığım. Gece gündüz mesleğimle meşgulüm’ demişti.

- - - - - - - -

Farklı bir kaynaktan derlenen biyografisi:

İlk Türk kadın opera sanatçısı ve ressam Semiha Berksoy, 1910 yılında İstanbul’da doğdu. Yüksek dramatik soprana olarak Ankara Devlet ve Opera Balesi’nin başsolistlerinden olan Berksoy, ‘Mezardan Gelen Mektup’ hikayesinin de yazarıydı. Sanatçı, İstanbul Konservatuarı’nda ve Güzel Sanatlar Akademisi Namık İsmail Atölyesi Resim ve Tiyatro Okulu’nda eğitim aldıktan sonra, İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda sesiyle üne kavuştu, Türk ve Avrupa operetlerinde oynadı.

Ulu Önder Atatürk tarafından 19 Haziran 1934 tarihinde takdir edilen Berksoy, ilk Türk operası olan Adnan Saygun’un bestelediği ‘Özsoy’da Ayşim başrolünü oynadı. Aynı yıl devlet bursuyla gittiği Almanya’da Berlin Devlet Yüksek Müzik Akademisi Opera Bölümü’nü birincilikle bitiren Berksoy, 1939’da Richard Strauss’un ‘Ariadne Auf Naxos’ operasında Ariadne rolünü oynayarak, Avrupa’da sahneye çıkan ilk Türk opera primadonnası oldu.

Türkiye’ye 1940 yılında dönen Semiha Berksoy, Ankara Halkevi’nde, Carl Ebert’in rejisini yaptığı ‘Tosca’ ve ‘Madame Butterfly’ operalarında oynadı. ‘Il Travatore’ operasındaki rolüyle 30. sanat yılı jübilesini kutlayan Berksoy, Devlet Tiyatrosu’nda da dram bölümünde çeşitli oyunlarda rol aldı. ‘Deli Dolu’ ve ‘Lüküs Hayat’ operetlerinin ilk icrasını da gerçekleştiren sanatçı, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verilişinin 50. yılında, TBMM tarafından ilk kadın opera sanatçısı olarak ‘Atatürk Opera Ödülü’ne layık görüldü.

75. SANAT YILI

Sanatçı Berksoy, ayrıca 1961 yılından başlayarak Türkiye ve yurtdışında birçok resim sergisi açtı. 1998 yılında ‘Devlet Sanatçısı’ unvanı alan Berksoy, 2003 yılında Viyana’da Samlung Esly Modern Müze’de sergiye katıldı. Aynı yıl Viyana’da Salome performansını gerçekleştirdi. Semiha Berksoy, son alarak İş Sanat Kibele Galerisi’nde retrospektiv resim sergisi açtı.

Semiha Berksoy 16 Ağutos 2004 günü 94 yaşında vefat etti. 17 Ağutos günü İstanbul’da toprağa verildi. Berksoy, Ahmet Adnan Saygun’un bestelediği ilk Türk operası Özsoy’da Ayşim rolünü oynamıştı.

- - - - - - - -

Semiha Berksoy için ilk tören, Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) düzenlendi. Semiha Berksoy’un Türk Bayrağı’na sarılı naaşı, sahnede hazırlanan platforma konuldu. Semiha Berksoy’un Türk Bayrağı’na sarılı naaşı önünde, sanatçı dostları saygı duruşunda bulundular. Teşvikiye Camii’nde kılınan namazdan sonra Berksoy’un naaşı Çengelköy Mezarlığı’nda toprağa verildi. Törene, Berksoy’un ailesi ve yakınlarının yanı sıra Yaşar Kemal, Nejat Uygur, Meltem Cumbul, Genco Erkal ve Hadi Çaman’ın da aralarında bulunduğu sanatçı dostları katıldı.

‘MEMLEKETİNİ ÇOK SEVİYORDU’Törende konuşan Berksoy’un sanatçı kızı Zeliha Berksoy, annesi ile aynı sahnede bu şekilde birlikte olmaktan büyük üzüntü duyduğunu vurgulayarak, Semiha Berksoy’un, Atatürk’ün sanat devrimlerine sonuna kadar bağlı olduğunu hatırlattı. Semiha Berksoy’un ölene kadar sanatla yaşadığını dile getiren Zeliha Berksoy, annesinin sahibi olduğu Atatürk Ödülü’ne önem verdiğini kaydetti. Zeliha Berksoy, “Türk halkına inanıyordu. Memleketini çok seviyordu” dedi.

‘O BİR ATATÜRK KIZIYDI’Zeliha Berksoy, annesinin her zaman “Türk operasını dünya çapına çıkaracağım” dediğini anımsattı. Berksoy, annesinin bir Atatürk kızı olarak ve O’na hayranlığını son nefesine kadar sürdürdüğüne işaret ederek, “Türk sanatına vasiyeti vardı. O da, Atatürk’ün opera, tiyatro ve sanat devrimlerinin kesintisiz devam etmesiydi. Genç opera sanatçılarına destek olunması ve Türkiye’nin de dünyaya modern tanıtılmasıydı” diye konuştu.

‘SON GÜNLERİNDE NAZIM OKUYORDU’Zeliha Berksoy, annesinin son dönemde Nazım Hikmet’in ‘Paydos’ adlı şiirini söylediğini de anımsatarak, konuşmasını şöyle tamamladı: “Annem, Nazım Hikmet’in ‘Elveda güzelim dünya ve merhaba kainat’ diye diye gitti. Mutlu ve tatmin olmuş bir şekilde hayata veda ettiğine inanıyorum. Bir kuyruklu yıldız kaydı. Onun kuyruğundaki pırıltılar dünyayı her zaman aydınlatacak.”

‘TÜRKİYE’NİN YILDIZI KAYDI’

Sözlerine “O bir yıldızdı, Türkiye’nin bir yıldızı kaydı, gitti” şeklinde başlayan Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmet Vildan Alptekin, Semiha Berksoy’un çağdaşlığı ve Atatürkçülüğü ile kalplerde taht kurduğunu vurguladı. Prof. Dr. Alptekin, Semiha Berksoy adına üniversitelerinde bir müze açtıklarını anlatarak, O’nu çağdaşlığın sembolü olarak daima yaşatacaklarını bildirdi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Opera ve Bale Genel Müdürü Remzi Buharalı da Türk operasının duayenini kaybettiğini belirterek, “Türk operasının temeli Semiha Berksoy’dur” dedi.

BERKSOY İÇİN MÜZE YAPILMASI ŞARTSanatçı Bedri Baykam ise “O’nu hiç tanımayan ve O’nunla hiç çalışmayanların da ‘Semiha dostu’ olduğunu” dile getirerek, Berksoy’un Atatürk döneminin en uzun ömürlü simgesi olduğunu söyledi. Baykam, “Bundan sonra iş bize, devlete düşüyor. Ona ait her şeyin biriktirilmesi, müze yapılması şart” diyerek Kültür ve Turizm Bakanlığı’na çağrı yaptı. Bedri Baykam, “sanatçının ömrünün son dönemlerinde ölüme meydan okuduğunu ve ölümü yenerek artık ölümsüzlüğe kavuştuğunu” kaydetti.

Törende ayrıca, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in Zeliha Berksoy’a gönderdiği taziye telgrafı da okundu.

HAKKIN HELAL OLSUN ‘AYŞİM’Konuşmaların ardından, din görevlisi dua ederek, Berksoy için törene katılanlardan helallık aldı. Törenden sonra Berksoy’un naaşı, alkışlarla omuzlara alınarak cenaze arabasına konuldu ve ardından Teşvikiye Camii’ne götürüldü.

Törene, İstanbul Vali Yardımcısı Cumhur Güven Taşbaşı, Semiha Berksoy’un torunu Oğul Aktuna, eski damadı Yıldırım Aktuna, ÇYDD Genel Başkanı Türkan Saylan, son kalp ameliyatını gerçekleştiren Prof. Dr. Bingür Sönmez ile çok sayıda sanatçı katıldı.

Semiha Berksoy’un geçen ay Memorial Hastanesi’nde ameliyatını gerçekleştiren Kalp ve Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bingür Sönmez, Cumartesi akşamı Meltem Cumbul ve eşinin Berksoy’u ziyarete geldiğini belirterek, “Şakalaştılar. Hatta Semiha Hanım, Meltem Cumbul’un eşine espiriler yaptı. Ani ölümün nedeni muhtemelen akciğer embolisi” diye konuştu.

Önceki
Önceki Konu:
Vecihe Daryal
Sonraki
Sonraki Konu:
Pakize Tarzi

Yapılan Yorumlar

Henüz kimse yorum yapmamış.

Bu sayfada yer alan bilgilerle ilgili sorularınızı sorabilir, eleştiri ve önerilerde bulunabilirsiniz. Yeni bilgiler ekleyerek sayfanın gelişmesine katkıda bulunabilirsiniz.

Yorum Yapın

Güvenlik Kodu